Değerli Paydaşlarımız,

Dünyada normalleşme eğilimlerine rağmen pandeminin etkilerinin halen ağırlığını hissettirdiği ve yine sıra dışı gelişmelerin yaşandığı bir yılı geride bıraktık. İniş çıkışlar ve beklenmedik zorluklarla şekillenen bu dönemde, şirketler için çevik ve sürdürülebilir kurumsal yönetimin önemi daha iyi anlaşıldı. Çevik uygulamaları çalışma modellerine başarıyla entegre eden şirketlerin, pandeminin olumsuz etkileriyle daha iyi başa çıktıklarını gördük. Pandemi, ayrıca son yıllarda yükselişte olan dayanıklılık, yeniden öğrenme, otomasyon, dijitalleşme gibi kavramların da kurumsal sürdürülebilirlik adına ne kadar elzem olduğunu gösterdi; bir anlamda trendleri hızlandıran bir etki yaptı.

Pandemi süreci, Grubumuz için de hem mevcut durumunu değerlendirmek hem de geleceğini planlayarak kendini değişen şartlara göre yenilemek için bir fırsat oluşturdu. Tekfen, mevcut birikim ve deneyimi, köklü değerleri, yüksek itibarı ve nitelikli insan kaynaklarıyla, başarılarını gelecekte de sürdürebilecek donanım ve imkânlara sahip. Ancak günümüzün hızla değişen şartları sürekli öğrenerek gelişmeyi, yeni dünya düzeninde sürdürülebilir kurumsallaşmayı ve yeniden yapılanmayı şirketimiz için zorunlu kılıyor.

Tekfen’in 65 yıllık tarihinde ilk defa şirket ve sektör dışından biri olarak 2021 yılında bana emanet edilen Tekfen Grup Şirketler Başkanlığı görevini, öncelikle bu çerçevede farklı bir bakış açısı ile yenilenme arzusunun bir yansıması olarak görüyorum. Bu değişiklikle birlikte şirketteki operasyonel sorumlulukların profesyonel ve deneyimli bir ekibe bırakılması tercihini de Holding ve Grup Şirketlerinin sürdürülebilir kurumsal yönetime geçmesi adına önemli bir karar olarak değerlendiriyorum. Şimdi bize düşen, ülkemiz ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olan ve bulunduğu sektörlere değer katan Tekfen’in geleceği için yeni bir hikâye yazarken, büyük bir paradigma değişiminin yaşandığı günümüz koşullarında onu güvenle daha yukarılara taşımak.

Bu çerçevede 2021 yılındaki temel gündemimiz, bir taraftan mevcut operasyonlarımızın son derece oynak piyasa koşullarda güvenle yoluna devam etmesini sağlarken, bir yandan da değişim sürecinin hazırlıklarını yapmak oldu. Bu kapsamda, yalın ve çevik bir organizasyon kurmak üzere halihazırda sürmekte olan çalışmaları hızlandırdık. Öte yandan güçlü yönlerimizle rekabette fark yaratabileceğimiz doğru iş modelini kurgulamak üzere yoğun bir planlama sürecine giriştik. Çok kıymetli kurucu ortaklarımızın bize bıraktığı değerleri başlangıç noktamız kabul ederek, öğrenmeye ve yeniliklere açık, adaptasyon gücü yüksek, çalışkan, kalite odaklı, uzlaşı kültürüne sahip, yetenekli, yaratıcı ve çalışkan organizasyonumuza nasıl yeni fırsat alanları yaratabileceğimize, portföyümüzü nasıl çeşitlendirebileceğimize ve daha çevik bir yönetim anlayışını nasıl hayata geçebileceğimize odaklandık.

Değerli Paydaşlarımız,

Sürdürülebilirliğin en temel gerekliliklerinden biri olan yüksek teknolojinin iş süreçlerimize adaptasyonu ve dijital dönüşüm, üzerinde en çok durduğumuz alanlardan biri oldu. Adını “Teknoloji ve Fen”den alan bir grup olarak, genlerimizde bulunan bu özelliğimizi ve mühendislik becerilerimizi günümüzün inovasyon odaklı iş anlayışıyla nasıl daha uyumlu hale getirebileceğimizi ve kaynaklarımızı bu yönde nasıl daha verimli kullanabileceğimizi ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Dünyadaki çığır açıcı yeni teknolojileri faaliyet alanlarımıza başarılı bir şekilde entegre etmenin bize sağlayacağı rekabet üstünlüğünün farkındayız. Aynı zamanda, mevcut mühendislik birikimimiz, Ar-Ge çalışmalarımız ve girişim sermayesi portföyümüzle teknoloji geliştiren, üreten bir şirket olmak da amaçladığımız konuların başında geliyor.

Bu noktada, merkezi ABD, New York’ta bulunan girişim sermayesi şirketimiz Tekfen Ventures’a özel bir parantez açmak istiyorum. Halihazırda portföyünde farklı alanlarda faaliyet gösteren 13 girişim bulunduran Tekfen Ventures, beş yıllık serüveninde ne kadar başarılı yatırım tercihleri yaptığını ortaya koydu. Girişim sermayesi dünyasında doğru adımlar atmanın ne kadar kazançlı olabileceğini gösteren şirketimiz, aynı zamanda faaliyet alanlarımızın geleceğini şekillendirecek teknolojilere yaptığı yatırımlarla, Grup Şirketlerimiz için de bir anlamda yol gösterici oldu. Halihazırda, Tekfen Ventures’ın yatırım yaptığı girişimler ile Grup Şirketlerimiz arasında yaratılan sinerji ve çeşitli iş birliği imkânları, işlerimizi yeni fırsat alanlarına doğru genişletmekte bize önemli açılımlar sağlayacak.

Mühendislik ve Taahhüt Grubumuz, pandeminin hem dünyada yeni yatırımların ertelenmesine yol açması hem de mevcut projelerimizi aksatması nedeniyle oldukça zorlu bir dönemden geçti. Bu süreçte ağırlıklı olarak iş geliştirme ve teklif hazırlama çalışmalarına yönelen Grup, normalleşme ile birlikte portföyünü yeni projelerle destekleyecek. Yine 2021 yılında yoğun bir şekilde devam eden süreç iyileştirme, dijital dönüşüm, operasyonel verimlilik ve maliyet optimizasyonu çalışmalarının, iş miktarı (backlog) yerine kârlılık hedeflerinin öne çıkacağı yeni dönemde, kaynak verimliliği adına önemli yararlar sağlayacağına inanıyorum.

Tarımın en önemli girdilerinden gübre üretiminde uzmanlaşmış Kimya Grubumuz ile doğrudan tarımsal üretim alanında faaliyet gösteren Tarım Grubumuz ise, bir yandan pandeminin olumsuz etkilerine maruz kalırken, bir yandan da yine pandemi nedeniyle tüm dünyada tarımsal faaliyetlerin önem kazanmasını bir arada yaşadılar. Faaliyet alanlarının birbirinden farklı olmasına rağmen her iki grubumuzun da kesişim noktasında tarımın bulunması, doğru ölçeklendirme ve verimlilik açısından yakın çalışmalarını gerekli kılıyor. Sinerjik bir yaklaşımla, iki grubun ortak hedeflerde buluşturulmasına yönelik organizasyonel tasarım süreçlerimiz devam ediyor.

Grubumuzun tüm şirketlerini ilgilendiren ve o nedenle en öncelikli konuların başında gelen sıfır karbonlu ekonomiye geçiş için hedef ve planlarımızı oluşturmuş durumdayız. Çevre hassasiyetimiz, sera gazı kadar su yönetimini de odağına alıyor. Su, kendi operasyonlarımız için olduğu kadar, tarımdaki varlığımız nedeniyle tedarikçilerimiz ve müşterilerimiz için de kritik bir öneme sahip. Agripark Ar-Ge Merkezimizde daha az suya gereksinim duyan tohum ve bitki türleri geliştirmek, Toros Ar-Ge Merkezimizde gübrenin su üzerindeki olumsuz etkilerini giderecek yeni formülasyonlar geliştirmek, çiftçiye damla sulama ile kullanılabileceği gübre çeşitleri sunmak, onu bu konularda bilinçlendirmek ve kendi tarım arazilerimizde suyu en verimli şekilde kullanmak, bu alandaki önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Bulunduğu sektörlerde lider ve örnek bir şirket, bölgesel bir oyuncu ve global şirketlerin tercihli ortağı olan Tekfen için çizdiğimiz gelecekte, bu özelliklerinden güç alarak onu daha büyük hayallere ve küresel hedeflere ulaştırmak var. Bu anlamda faaliyetlerimizi dünya ekonomisinin dinamoları olan Uzakdoğu ve Amerika gibi bölgelere de taşımak, uluslararası yapılardaki varlığımızı ve temsil gücümüzü artırmak ve en önemlisi şirketlerimizi “dünya klasında şirketlere” dönüştürmek, Tekfen’in yeni hikâyesinin başlıkları arasında yer alan konular. “Tekfen’in yeni hikayesini” yazdığımız bu heyecan verici yolculuğumuzda, en değerli varlığımız olarak tarif ettiğimiz insan kaynaklarımız ve özellikle gençlerimiz baş rolü oynayacak.

Saygılarımla,

Ali A. Pandır